Skip to main content

TARFUS

From Tradition to the Future…

Tarih: 09.10.2026

KOMŞULUK AHLAKI

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَاعْبُدُوا اللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ۖ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ۗ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ

Honorable Muslims!
İnsan, yaratılışı gereği diğer insanlarla birlikte yaşamaya, sevincini ve hüznünü paylaşmaya muhtaçtır. Ailemizden sonra hayatımızı en yakından paylaştığımız kişiler ise komşularımızdır. Bu sebeple dinimiz, komşuluk ilişkilerine büyük önem vermiş, komşuya iyilik etmeyi güzel ahlakın bir gereği saymıştır.

Nitekim Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “... Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın.”1

Bu ayet-i kerime yakın ve uzak olmak üzere iki tür komşudan bahsetmektedir. Aynı sokağı ve mahalleyi paylaştığımız kişiler yakın komşularımız olurken aynı dünyayı paylaştığımız insanlar da uzak komşularımızdır. Özellikle aynı inancı, aynı kültürü paylaştığımız kardeşlerimiz, uzak komşularımız olarak hiçbir zaman unutmamamız gereken kişilerdir. Onların sevinci ile sevinmek, derdi ile dertlenmek, sıkıntılarına çare olmak bizim İslami ve insani sorumluluğumuzdur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de; “Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.”2 buyurarak komşuluk hakkının önemine dikkat çekmiştir.

Kardeşlerim!
İyi bir komşu, öncelikle komşusunun ihtiyacını gözeten ve sıkıntılı zamanlarında onun yanında olabilen kişidir. Komşuluk, aynı zamanda paylaşmayı bilmektir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), Ebu Zer’e; “Ey Ebu Zer! Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy ve komşularını gözet!”3 buyurmuş ve böylece paylaşmanın önemine dikkat çekmiştir.

Komşuluk, ihtiyaçları gözetmek ve paylaşmak kadar güven vermeyi de gerektirir. Mümin; eliyle, diliyle ve davranışlarıyla komşusuna zarar vermemeli, onun huzurunu bozmamalıdır. Komşusu, ondan gelecek bir kötülükten endişe etmemeli, kendisini güvende hissetmelidir.

Bu hususun önemini vurgulayan Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Komşusunun, kendisine kötülük yapabileceği kaygısından kurtulamadığı kimse cennete giremez.”4

My dear brothers and sisters!
Bugün günlük hayatın koşturmacası ile bazen yakın ve uzak komşularımızdan habersiz kalabiliyoruz. Halbuki İslam komşumuzun halini gözetmeyi, sevincini paylaşmayı ve zor zamanında yanında olmayı emretmektedir. Öyleyse geliniz, komşuluklarımızı yeniden gözden geçirelim. Yakın ve uzak komşularımızın hal ve hatırlarını soralım, sevinçlerine ortak olalım, ihtiyaç duyduklarında imkanlarımız ölçüsünde yanlarında olalım.

Yüce Allah bizleri, komşularının haklarını gözeten, onlara iyilik etmekten geri durmayan ve komşularıyla huzur içerisinde yaşayan kullarından eylesin.

1 Nisâ, 4/36.
2 Buhârî, Edeb, 28.
3 Müslim, Birr, 142.
4 Müslim, İmân, 73.